0

AYŞEGÜL KİŞİSEL GELİŞİMDE

Okumaya üşenenler için özet: Bu yazıda,  artık her yerde duymaktan belki size de gına gelmiş, yeni çağın yeni dini, kişisel gelişime istemeyerek de olsa nasıl bulaştığımı anlattım. Önce bi üşüyorsun ama sonra alışıyorsun, inan. Kişisel gelişime gel, inan bana buralar hep boy…

70’lerin sonu 80’lerin başı kuşağından olanlar bilir, bizim dönemimizde Ayşegül serisi vardı: Ayşegül tatilde, Ayşegül ormanda, Ayşegül müzik öğreniyor vs.

İşte o serideki favorim “Ayşegül Bale Yapıyor” du. O kitaptan baleye kendi çapımda adım atmışlığım ve anneme ” ben balerin olucam” diye ağlamışlığım vardır. Annem de ağlamıştı “yavrum niye böyle yapıyorsun, burda bale kursu var da ben mi seni göndermiyorum”diye…Çocuktum işte, boyundan büyük hayalleri olan ve istemenin büyüsüne kapılan her çocuk gibiydim ben de…

Sonra büyüdüm, bir dizi okullarda okudum, fiyakalı işlere girdim ve ben de istemenin büyüsünden gerçek dünyanın büyüsüne nakil olan pek çok kişi gibi hayallerimi yolun bir yerinde düşürdüm. İçimdeki Ayşegül’ü kimsesizler gibi bir cami avlusuna değil de; okul bahçelerine bıraktım. Peşimden gelmeye çalıştı, bu sefer de gittim plaza girişlerine bıraktım. Yıllar yıllar sonra gittiğim ilk bale gösterisinde birdenbire çok duygulanıp ağlamam da bu yüzdendi sanırım

Malum yıllar yılları kovaladı. Ben de Ayşegül’ü unuttum. Sıradan insanların sıradan dertleri klasmanında yer alan dertlerimi ( bkz. kilo vermek, kariyer yapmak, para kazanmak, sevgili yapmak ) savuşturmayı vaat eden yeni akıma kapıldım: Kişisel Gelişim

Büyük aşklar gibi nefretle başladı bizim de ilişkimiz. ” Ay o çocuk mu ıyyyk” der gibi “kişisel gelişim mi, ay nası para tuzağı bunlar” dedim. Kitapçı raflarında gördükçe yolumu değiştirdim. Mesele kilo vermek, parayı bulmak falan değildi üstelik. Bir boşluk vardı alabildiğine uzanan ve bırak doldurmayı daha adını koymayı bile becerememiştim. ” Secret” diye pazarlanan birşeyler çıkmıştı ve üzerinden sohbet edebilmek,aşağılamak için bile bilgi sahibi olunmalıydı. ( sırf bu nedenle o kitabı aldım, evet)
Ben ki Ferrari’sini satan bilgeyi eleştirmiştim ” Ferrari’yi alana kadar aklı nerdeydi ?” diye. Korkardım da bir yandan; zaman geçecek ve biz elimizde kakalak bir hikaye ile kalacağız diye…
“Bir kitap okudum, hayatım değişti” deki kitabı bulamayanlardanım ben…Kitapçıdan aldığı 5 kitabın arasına 1 kişisel gelişim kitabı ekleyenlerdenim. ( Sadece onu alsam, kasadakiler ne kadar ezik olduğumu düşünebilirler çünkü.)” Fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmak gerekir” diyordu Uğur Mumcu. Bu sözü arkama alıp güya; kitaplığımın umuma açık yerlerine entellektüel kitapları, kapalı raflarına ise kişisel gelişim kitaplarını yerleştirdim.Kendime de pek yakıştıramadığımdan dost sohbetlerinde bu sektörü alaşağı etmekten hiç geri durmadım. “Canım akşam eve yorgun geliyorum, kafam kaldırmıyor anca bunları okuyabiliyorum işte, n’aparsın” diye kendimi de kandırdım bir güzel. Günlerden birgün bir bakmışım; teoride sağlamım, prağitim hala ” otur sıfır” düzeyinde.
Sonra günlerden bir gün saat 16.00 sularında plazamda nefes alamadım, izin alıp eve geldim. Ertesi günse yataktan öğlen 2’ye kadar çıkamadım. Uyudum, uyandım, uyudum, uyandım. O boşluk vardı ya hani; ona sarıldım öyle uyudum. İşte o uykuların bir arasında da kalktım bunları yazdım. Kendi kişisel gelişimimin günlüğünü tutmak istedim. Size verebileceğim bir vaadim yok, dahi anlamındaki de ve da’ları ayrı yazabildiğimin garantisini saymazsak…Ben sadece kendime verdiğim sözlerin uçuculuğuna inat, yazı kalsın istedim.
Artık anlamışsınızdır; ben “bir seminere katıldım artık başka bir yerimden nefes alabiliyorum, çakralarım açıldı miss” diyenlerden değilim. Ya da “ evet ya bıraktım İstanbul’u, bankada müdürdüm şimdi güneyde domates yetiştiriyorum, o la la” seviyesinde hiç değilim…
Benim hikayem bu değil. Benimki bir serüven, sonunu benim bile kestiremediğim…Zaten kimselere verecek tavsiyem de yok, kelin merhemi olsa misali önce kendi başımın derdindeyim. Siz de henüz yırtamayanlarsanız, sizdenim. Paylaşın, dinlerim.
Bildiklerim kadar unuttuklarım var diyorsanız, ne yapmam gerektiğine dair duyumlarım var ama olmuyor diyorsanız ya da….Bu sayfanın “Evren Mania” kısmına beklerim.

Ben Ayşegül’üm. Balerin olamadım. Ama baleyi ve hayal eden çocukları severim.

Paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *