26

EZGİ’NİN VE HARCANAN AŞKLARIN ÖYKÜSÜ

Okumaya üşenenler için özet: Bu hayatta hepimiz harcanabiliriz, hepimiz birini harcayabiliriz.  Harcanan aşkları konuşacaksak, blog yazısı haddini aşar, öykü olur.  Öykü sevenlerdenseniz , sonuna kadar okusanız, ne güzel olur:)


Gözleri yine cam gibi, ağladı ağlayacak.

“Yeter ki ıslak ıslak bakma diye adına şarkı yazılan kadın bile öldü biliyor musun?” diye bağırmak istiyorum kendisine. Sonra da omuz başlarını ellerimle tutup, kafasının yerine geldiğine emin olana kadar ileri geri hızla sallamak.

Birkaç gündür himayemde ama henüz kursağına lokma girmesini, doğru düzgün uykuya dalmasını sağlayabilmiş değilim.

Dostluk böyle günler içindir kapsamında henüz tek yapabildiğim, tekrar tekrar anlattıklarını dinlemek,  yemesi, uyuması, duş alması için dürtmek ve geri çevrildiğimde sabrımı korumaktan ibaret. Gülmesi için yaptığım şakalar, ağzımdan çıkarken kulağa fena gelmese de, onun yüzünde acıma hissine benzer bir ızdırap gibi kendini gösteriyor. Sahnede elini ayağını nereye koyacağını şaşırmış beceriksiz, komik olamayan komedyenler gibi hissediyorum kendimi. devamı gelsin

Paylaş
22

“ERKEK OLMANIN ZORLUKLARI” YAZI DİZİSİ – 1

Okumaya üşenenler için: Kadın okurlarım kusura bakmasın lütfen ama bu yazıda erkek olmanın zorluklarından bahsettim. Ezilen kadınlardan, erkek hegemonyasından değil. O yazılardan çok var ve hepsi de doğru. Körün fili tasviri gibi tarif etmeye çalıştığım şey, erkek kimliğinden önce insan olan, onun da iyisini olan erkeklerin acıklı durumu. Yazar burada erkek okurlarına göz kırpmış falan demeyin arkamdan, valla üzülürüm.


Serin bir akşam üstü, o pek sevmediğim şehirli sorunsalı ile başbaşayım. Gideceğim yer buradan uzak değil, ama toplu taşıma yok, taksiye binsem taksici kızar mı, yürürsem başıma bir şey gelir mi?

Daha geçen gün kendime liste diye yayınladığım maddelerin biri tüketimi azaltmaktı. “O yazıyı okuyanlara da ayıp olur şimdi, ay sanki seni görecekler, olsun ben bileceğim ya” diye kendimle bir süre didiştikten sonra kararımı yürümekten yana kullanıyorum. Ne de olsa insanın kendi kendine aldığı bir kararı uygulamasının hazzı hiçbir şeyde yok.

O nefis haz, birazdan ufak bir tedirginliğe dönüşüyor tabi. Tünelimsi bir yerden geçilecek ve etraftaki tek tük arabayı saymazsak hiç yaya yok. Pardon, tek yaya var; o da genç bir erkek ve uzaktan bana doğru yürüyor. Üstelik kapüşonlu.

devamı gelsin

Paylaş
35

ACIYI ÇAĞIRMA MUZAFFER, BİZDE ONDAN ÇOK VAR

Okumaya üşenenler için özet: Ruh halim çabuk değişir benim, kendi kendine konuşmak ayıp sayıldığından iç seslerimi yazarak çarpıştırdım ben de. Drama kraliçesi, küçük kız ve Muzaffer. Sonunu da söyleyeyim iyi taraf kazandı.


Şair Rüşdü ve Muzaffer’in yaşam öykülerini anlatan, Yılmaz Erdoğan’ın Kelebeğin Rüyası filminde geçiyordu bu cümle: “Acıyı çağırma Muzaffer, bizde ondan çok var.”

İçimde daha önceki yazılarımda bahsettiğim küçük kız yok sadece. Bir de ‘Drama Kraliçesi’  var ki, düşman başına. Ankara’daki patlama sonrasının getirdiği ruh halini fırsat bilip, o küçük kızı şöyle bir elinin tersiyle itti ve kendine hatırı sayılır bir yer edindi içimde. Yüzündeki pis gülümsemesini gözüme sokarak bir bir sıraladı. Etkili bir giriş de yaptı, şimdi hakkını yemeyeyim:

                  Geç kaldın. Herşeye ve herkese geç kaldın.

devamı gelsin

Paylaş
14

“TECAVÜZE UĞRAMADAN VAKİTLİCE EVİME GİDEYİM” DİYEN GENÇ KIZLARIN, PATLAMALARDA VAKİTSİZCE ÖLDÜĞÜ ÜLKE, ÜLKEMİZ

Okumaya üşenenler için özet: Aslında bu yazı bambaşka bir şey olacaktı. Ankara’dan yine acı haber gelince olamadı. “…başka türlü bir şey benim istediğim…” diyen şairin başka memleket özlemi ile başlayıp, öğrenciliğimin geçtiği Ankara için tuttuğum yası ve kafamda dönüp duran “peki ama n’apmalı” sorusuna naçizane cevaplarımı yazdım ben de…Olmaz olaydı da ben de yazmaz olaydım diye diye…

Tecavüze uğramadan vakitlice evime gideyim derken, patlamalarda vakitsizce ölen genç kızların ülkesi oldu bu ülke.

Yeni Türkiye; TC kalksın kalkmasın tartışmalarının ortasında; yine TC olarak; ama artık yeni açılımıyla; Türkiye Cehennemi olarak devam ediyor maalesef

Oysa hava ne kadar soğuk İstanbul’da ve “mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır ha ha ha” diyerek zevzekçe havadan sudan bahsetmeyi ne kadar çok isterdim şu an. Hayatlarının baharında öldürülen insanların ardından, onların geride kalan yakınlarının hep üşüyeceklerini bile bile soğuktan şikayet etmeye utanıyor insan. Yetkilerle donatılmış birileri çıkıp “alışacağız, yapacak bir şey yok” ya da “kınıyoruz pek tabi, endişe etmeyin” diyor habire. Biz yetkisizler ise yaşamaktan utanır ve korkar halde devam ediyoruz günlük hayatımıza. devamı gelsin

Paylaş
190

DÜNÜN “ORTA DİREK” ÇOCUKLARI OLDU SANA ŞİMDİNİN AFİLİ PLAZA ÇALIŞANLARI

Okumaya  üşenenler için özet: 1980’lerin meşhur tabiri “orta direk” ölmedi; direk olarak içimizde yaşıyor. Ne eğilip bükülebiliyorsun ne de sıçrayabiliyorsun içine kaçan bir direkle…Ortadan ortadan yaşıyorsun işte. İçindeki küçüğün sesi daha yüksek çıkmaya başlayıncaya kadar tabi…

Eğer Özal’ın ilk kez bir seçim propogandasında kullanarak hayatımıza kazandırdığı tabir ile “ ortadirek” bir aileden gelip kapağı bir plazaya atabilmişseniz benim gibi; dost acı söyler olarak alın lütfen; işiniz biraz zor şu hayatta.

Plazalarda çalışıp kalem etek giyebilmek, kravat takabilmek için ne çok emek vermişsindir kim bilir. devamı gelsin

Paylaş
43

EL YORDAMI YAŞAMAK ZORUNDA KALAN SEVGİLİ BEYAZ YAKALI

Okumaya üşenenler için özet:  Çok okuyanların çıkmazı var bu yazıda. Çok baba puanlarla okullara, işlere girmişlerin, hayatın olmazsa olmazları nefes almak, beslenmek, hareket etmek ve sevişmek ile imtihanı var. El yordamıyla hayatı sil baştan öğrenmeye çalışan yakası beyaz o güzel insanlara gelsin…

Şu anda çok bir anlam ifade etmese de, zamanında çokca cümle içinde kullanılmış bir övünç kaynağıydı %1’lik dilimde bir üniversite kazanmış olmam. Kendi değerini daha iyi anlamana bir vesileydi bu yüzdelik dilimler.

Anneannemin ayva reçeli çok güzel olur, bir gün ben birisinin anneannesi olsam neyim çok güzel olur diye bahse konu olurum, hiç bir fikrim yok. Powerpointte sunum olabileceğini pek sanmıyorum. Reçel olmadığı da kesin. Belki reçel googling ?  Çok saçma.

Bırak torun görmeyi, bir gün bir çocuğum olsa ve yurtta kalsa, ona koliyle yaprak sarma gönderemem. Bu google ile olacak iş değil. devamı gelsin

Paylaş