8

ANAM BURALAR HEP DRAM

Okumaya üşenenler için özet: “Aramıza koca bir hayat girdi” dedi genç kadın.”İmam osurursa cemaat sıçar” diye cevap verdi genç adam. Kadın çantasında bir şeyler arıyormuş gibi yaptı, adam uzaklara baktı. Sanki bir Nuri Bilge Ceylan filmindeydik  de, ne kadın tam olarak anlaşılıyordu ne da adam. Filmin sonunda ise söylenebilecek tek şey kalıyordu : Anam, buralar hep dram


Kişisel heyecanlarımdan muzdarip, sözcüklerimden değil ama onları beyaz bir sayfaya dökmekten uzak kaldım bir süredir. Yeni bir eve taşındım, yeni bir işe soyundum, bir kaç yeni arkadaş edindim, tatile gittim geldim, yaz geldi sıcaktan eridim vesaire vesaire…Yine de tüm bunlar olurken bile sözcüklerimi yanyana dizip, onları okuyacakların emanetiymiş gibi saklamıştım mahremimde.  Sözcükler dışarıya taşmanın ilk belirtilerini gösterdiğinde, benim yeni telaşlarım dinip bilgisayarın başına geçtiğimde, havaalanında patlama oldu.

İçi boşaldı sözcüklerin.

Artık tarihlerini ve sırasını unutabildiğim kadar çok felaketin ortasında  bana kalan tek cümle “ Akşam yazamadım; patlama oldu, sonra bir patlama daha oldu, haa bir de az kalsın darbe yapılıyordu” oldu.

Sonra olanları takip ettikçe bir cümle daha geldi aklıma: Yalnızım, yalnızsın, yalnızız. 

İlkokul dönemime öykünen sınırlı kelime dağarcığım ve bu yalnız fiil çekimlerim bir paragraf  etmedi.

Gitmeli mi kalmalı mı, kendi dertlerimi akranım olan bir Avrupalınınki ile kıyaslayıp kahır mı etmeli yoksa Ortadoğulu biri ile kıyaslayıp şükür mü etmeli bilemedim. Kararsızlığımı kimseye yük etmek istemedim.

Sesimi dış ses olarak veremedim diye bana ulaşıp “ee yazmıyor musun artık” diyen herkesten ve salıveremeyip hapsettiğim iç sesimden özür dilerim.

Geçenlerde eve giderken bir banka ATM’sinin önünde durdum. Genç bir kız öğrenci, kulağında telefon, işlem yapmaya çalışıyor. Belli ki telefondaki söylenenleri doğru dürüst anlamadığından işlem uzuyor da uzuyor.

Arkasında dikilmemden mahçup,  iyice dolandı eli ayağına, telefondakine kızıyor, “ yok olmadı, hadi ama” diyor. Normalde olsam sinirlenebilirim, eski bir bankacı olmamdan  sebep “ ayol ne var bu kadar komplike ” diye söylenebilirim. Ama yok, içimden gelmiyor. Omzuna dokunuyorum kızın “ benim hiç acelem yok, rahat olun lütfen ” diyorum.

Kız bir nefes alıyor. İşlemi o gülümsemeden sonra hızlanıyor sanki ve giderken bana gülümseyip “teşekkürler, iyi günler” diyor. Sanki birisi bana bu yaşıma kadar hiç gülümsememiş gibi hissediyorum. Sarılasım geliyor kıza, “sen de şu aralar çok yalnızsın di mi benim gibi” demek istiyorum.

fil_tasviri

Bu seninle bizim kavgamız değil ki. Hiç olmadı

Tarafı olmadığımız bir kavganın ortasında kalmış, savrulan yumruklardan nasibini ziyadesiyle alan iki mahalleliyiz biz seninle.

Asla şampiyon olamayacağını bildiğimiz, buna rağmen sevdiğimiz bir futbol takımının fanatikleri gibiyiz biz seninle.

İşinde gücünde, ekmeğini helal yoldan kazanma  peşinde, neşesi bir Cuma akşamı dostlarla yenmesi planlanan bir akşam yemeğinde, küçük dünyasının küçük dertlerinde, küçük küçücük insanlarız biz seninle.

Girdiği sınavlarda yumuşak uçlu HB kalemi ve dışarda kendisi için dua eden annesinden başka güvenecek kimsesi olmayan, ihalelerde adı geçmeyen, ne kelli felli ne hacılı hocalı torpilleri olmadan sgk’ya primlerini usulca yatırmış,  oraya buraya aktarılacak paraları rüyasında bile görmeyen, yanyana koysa ne kadar ederi bilmeyen, en fazla havası alkolü fazla kaçırdığı bir gece “ herkese benden bir shot” deme gafletinden ibaret, hayatta eline silah almamış, birine kemer sallamamış, sosyal medyada kendinden başka düşünene bozuk bir türkçe ile küfür yazmaya davranmamış, darbeyi hiç bir zaman savunmamış, laikliği hayatı boyunca hiç sorgulamamış,  bir kediye tekme savurmamış, zamanında sokakta oynarken biraz hızlıca itiverdi diye dizlerinin kanamasına sebep olduğu çocukluk arkadaşından başkasına zarar vermemiş güzel insanlarız biz seninle.

Bundan tam üç yıl önce şöyle yazmışım:

“Can Yücel’in mezar taşını kıranlar, Melih başkanın fıskiyesini kıranlar kadar bile ayıplanmazsa insan olmanın asgari müşterekleri niyetine…Asıl kırılan fışkiye değil kalp olur sonunda. O kalp kırıklığının da şiirini yazar başka birisi. Sonra o başka birisi de ölür ardında şiirleri bırakarak. Nefretini mezar yıkarak dışa vuranlar ise sadece ölür. Onların hikayesinden şiir falan çıkmaz”

Geçen üç yıl içerisinde herşey daha iyiye gitmedi. Kötülük hala saf kötülük.

İnsan olmanın asgari müştereklerine duyulan özlemin sonu hala hep yalnızlık…

Yine de o çok sevdiğim tabirle “gittiği her yerin zencisi” olacak kadar yalnız ve güzel insanlar hürmetine dönecek bu dünya.

Sınav soruları çalınacak yine, olmadık insanlar olmadık yerlere gelecekler, bir başkasının hakkını çalarak…

Sonra bir gün Çemişkezek’ten aydınlık yüzlü bir çocuğun birinci olup Robert’i kazandığını okuyacağız gazetede. Ya da buna benzer bir başka bir haber.

Kısa bir an da olsa her şey güzel olabilirmiş, dünyada adalet varmış gibi gelecek bize.

İnadına inadına

 

 

Paylaş

8 Comments

  1. Yazamadığınıza yazmadığınıza, vallahi yazamadım ama endişelendim sadık bir okuyucu olarak sağlığınızdan ötürü.Hep beraber yaşananlardan ötürü hoş olamasak da siz de uzun zaman sonra hoş gelemeseniz de yalnızlıklarımızdan dolayı olsa gerek hoş tutulamasak da yazılarınıza yine çok ara vermeyin de hoş tutunalım bari.

    • 🙂 cok tesekkur ediyorum. umarım bir daha bu kadar ara vermem gerçekten.çünkü yazmayınca daha da zorlasıyormus hayat

  2. Sevgili Yazar,
    …kendisini bir turlu anlayamadigimi, anlayamayacagimi soyleyen bir kadin sayesinde haberdar oldum yazilarindan..bence o da beni anlayamadi ya neyse…
    merakla bekler oldum yazilarini..bugun yeni yazindan gene onun sayesinde haberim oldu..bircok seyden oldugu gibi bundan da bihaber!..arayi uzatma sevgili yazar..ki su sari sacli kadinla paylasabildigim birseyler olsun..

    • Sevgili okur…ne güzel yazmışsın, umarım o sarı saçlı kadın da okur ve en az benim kadar etkilenir bu yorumdan:) Arayı açmam bi daha söz. Çok teşekkürler

  3. Hep ‘siz yazdınız da ben mi kacirdim yazılarınızı acaba ‘ bulamayınca da siz iyi misiniz ‘endişesiyle bakındım. Goruverince de cok sevindim.
    Merhaba …uzun zaman’dan sonra.

  4. Ben de meraklanmıştım ne zamandır. Mail bildirisi gelmesine rağmen girip kontrol ettim bir iki sefer. “Nerdesin? İyi misin?” diye yazacaktım eski bir yazının altına, vazgeçtim.
    Yazmana çok sevindim. Daha sık yazman dileğimle.. 🙂 sevgiler..

    • çok tesekkurler:) merak edilmek bazen ne güzel bir his oluyormus:)) sevgiler

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *