4

Ey İstanbul! Evdeki eş. Hazır mısın?

Okumaya üşenenler için özet: Bayram sonrasında İstanbul’a dönüş çilesini yazmasam olmazdı. Ben üşenmedim önce yaşadım sonra yazdım.

Bayram tatili için memlekete giden bir otobüse binmişim, Memleket dediysem övünmek gibi olmasın ama doğalından turistik. Her bayramda bilet kaldı kalmadı telaşesi, yollarda trafik çilesi, “ben tatile gitmiyorum ki sizin gibi, anamı görücem çekilin yoldan” çemkirmesi ve bayramlara özel olarak artan fiyat etiketleri garanti.

Ama olsun, eve gidiyorum ben. Tatil…Kardeşim, ver elini

Otobüs yolculuklarının gidiş yönlülerini pek severim. Alnını camlara yaslama, camın buğusuna harf karalama…Bunlar hep güzel şeyler. Altı saat katlanma kapasitem var, sonrası bel ağrısı, ayak şişmesi, aynı camlara doğru oflama. Tecrübesi sabit.

Otobüste “Hayattan Korkma” diye bir film seçtim. Filmin sloganı “İnsanı yenilmek değil, pes etmek tüketir” Güzel. Tatile gidiş yönlü güzel otobüsümde sıcak bir türk filmi, üstelik rahmetli Zeki Alasya oynuyor, güle oynaya giderim. Cam buğularına çizeceğim Ö harfi ve desenler biraz daha bekleyebilir.

Ne var ki filmin bir sahnesinde, o beni güldürmesi beklenen Zeki Alasya sinirli bir şekilde bağırmaya başlıyor:

 “Hayat mı ulan bu. Ömrümüz boyunca çalışıp durduk, olmuyorsa olmuyor. Bıktım. Anladın mı bıktım”

Ben ağlıyorum. Sümüklerimi sileceğim o cam buğularına şimdi o olacak.

hayattan_korkmaÖmrümüz boyunca çalıştık cümlesinin birinci çoğul şahısları, bir kuzey ege kasabasında yaşayan, biri peynirci, biri tavukçu, biri de fırıncı üç dost. İçlerinden birinin oğlu için ameliyat parası toplamaya çalışıyorlar.  Çalışkan insanlar oldukları halde, yeni dünya için beş para etmeyen meziyetleri  söz konusu parayı toplamaya yetmediğinde deliriyor Zeki abi. Köpek gibi çalışmıyorlar mı çalışıyorlar? Biz nerede hata yapıyoruz diye sormuyorlar mı kendilerine, soruyorlar. Cevap var mı? Yok.

O kadar okuduk ettik, memlekette iş vardı da biz mi bulmadık kafasındaki milyonlarca genç insandan biri olarak İstanbul’a göç ettim zamanında. Yıllarca köpek gibi çalıştım. Adımın önüne müdür sıfatlarını falan ekledim, milyar dolarları yönettim. Şimdi domates gibi kokan domatesleri yemek için memlekete gidiyorum.

Domates demişken, memleketteki Akfa salça fabrikası yıllardır kapalıydı. Şimdi toplu konut oluyor ne güzel. Bir dahaki bayramda bir güzel haber de, hemen sırasındaki devlet mahsülleri ofisinden gelir inşallah. Denizin kenarında mahsül ofisi mi olur! Yap oraya şöyle üst üste, kutu kutu evler. Sen koskoca devletsin, mahsüllen neyinlen ne uğraşacaksın allasen. Keşke yenilebilir ev de yapsalar, Hansel Gratel misali geçinir gideriz valla. Hem otururuz toplu toplu, hem elbirliği ile yalarız duvarları, camları.

Konut işi şakaya gelmez

Bakınız ben Ankara’daki öğrenci evimin konforuna hala ulaşabilmiş değilim. Tamam ev şehrin çok dışındaydı falan ama bir balkonu vardı evin, çağır dört kişilik aileyi, misafir et orda. Şimdi İstanbul’da ev şehrin içinde ama balkon Ankara’da kaldı. Kiraya hariç.

Bakınız ben memleketteki çocukluk dönemimin konforuna da erişebilmiş değilim. Belediye başkanı olacak o adam, gitmiş sahil boyuna kiralık bisiklet otomatları falan koymuş. Çok ayıpladım. Barcelona mı başkanım burası afedersin!  Ben İstanbul’da kız başıma bisikletle yol almak istesem evden işe, üçüncü güne kadar ölüm tehlikesi atlatmazsam; efsunlaşmış vatandaş şilti verirler bana. Hem GDO’lu beslenmek, ne yediğinden asla emin olamamak da o kadar zararlı olmamalı. Olsaydı yetkili yardımcısı, yetkili, yönetmen, müdür, işi biliyo bu vs gibi o kadar ünvanı zıplayamazdım di mi? Zaten kazıklanmak içime işledi, alışkanlık oldu. Bilmem anlatabildim mi?

Oysa hiç sevmem  İstanbul’u kötüleyen yazıları. Klişe gelirler bana. Ama bu bayram iyi söylendim, itiraf edeyim. Ada seferine bilet almak üzere seyirte seyirte gişeye gittik annemle. Bir de böyle bir şeyim var benim. Taşrama gidince taşralı gibi davranıyorum bazen. Sen baksan ya internetten, gün öncesinden önce alsan ya biletini. Hadi anneciğin bilmez de, İstanbul’da dandik bir mekana bile günler öncesinden rezervasyon yapan sen değil misin be kadın? Şimdi bayram vakti sallana sallana gişeden bilet almaya gitmek de nerden çıktı !

tunelin_ucuNeyse, inat ettik, farklı yollar üzerinden adaya vardık bir şekilde. İstanbul’lular için metrobüs havasını aratmayacak bir vapur sırası vardı çok şükür. Vapurda daha vakit sabahken, akşam yemeği için balık lokantasında rezervasyon yaptırmaya çalışanları dinleyince insan tatilde bunları neden çeksin ki dedim, yalan yok. “Ay bu İstanbullular da çekirge gibi kardeş” gibi bir cümle kurmaya da çok yakındım ki  aklıma geldi: Ben de bir başkasının memleketindeyim ya yıllardır.

Bak memleketin meyve bahçeleri ile bilinen ilçesi şimdi gayrimenkul şirketlerinin gözdesi olmuş. Nasıl olmasın ki ? Çiftçi kiraz yetiştirecek, verecek kilosunu 1TL’den aracıya, aracı bulacak araları, sen 12 TL’ye yiyeceksin kirazı Etiler’de. Adamın kiraz bahçesine 120 konut yapılabiliyor, alıyor milyon TL’sini, neden uğraşsın ki kirazla elmayla. Haksız mı?

Sense İstanbul’da köpek gibi çalışacaksın bir ev uğruna

Bahçelisini alabilirsen ne ala. Kiraz ağacı da dikersin belki bahçeye.

Hayat tersine dönmüş de ben başa dönecek kadar para kazanmaya çalışıyorum bir nevi. Çok saçma değil mi?

Şehirlerde paraları istifleyip sonra bir kasabada ev alıp, bahçede maydanoz yetiştireceksem tünelin ucunda, tünele niye girdim ki ben?

Çalışmaksa mesele, çalıştık da…

Sonuçta, İstanbul bu bayram tatilinde de çoğumuz için, cefamızı çektiği için boşayamadığımız nikahlı karımız gibiydi. Bulabildiğimiz ilk fırsatta çeşitli illere, başka bir deyişle doğasıyla, deniziyle ya da ilk aşkımız olan memleket havası ile bizi büyüleyen metreslerimizin kucaklarına koştuk milyonlar halinde. Cebimizde paramız, ayağımızda şortlarımız… Ey ulu metres, bırak şöyle yatayım dizine, sakinliğinle iyileştir beni.

Şimdi evde karnımızı doyuran, çocuklarımıza bakan, eskiden güzelliği ile dillere destanken şimdilerde dırdırıyla meşhur olan eşe dönme vakti. O nasılsa evde bizi bekler di mi?

Ey İstanbul. Müsaitsen biz size geliyoruz tam da şu aralar akın akın. Aç hele kollarını, acil para kazanmamız lazım.

 

Paylaş

4 Comments

  1. Olabildiğince samimiyetsiz bir sırıtış ve toplumsal güdülmüşlüğün mecburiyetiyle devlet dairesinin koridorlarında, odalarında ”Geçmiş bayramınız mübarek olsun” saçmalığını yaşadığım dakikalardan sonra okudum yazınızı.Bu vesile ile sayfanızdan da dişine yapışan ucuz şekeri sağ elinin baş ve işaret parmağını kullanarak çıkartmaya çalışanlara elini uzatmayan günahkârdaşlarımın ve sizin geçmiş bayramını kutlarım.

    • :))) sizin de geçmiş bayramınız kutlu olsun; şekersiz olsun, sağlıklı olsun, günahsız olsun. Teşekkürler, sevgiler

  2. Bakiniz, su onumde gormus oldugunuz tunel, belirli bir uzunluga sahip olmamakla birlikte insan hayat suresine gore degisiklik gostermektedir. Tunelin icerisinde turlu turlu maceralar, geziler, eglenceler, sarkilar, oyunlar, asklar, arkadasliklar, reminder hizmeti veren sari sacli kadinlar, bayramlar, gecmis bayrami kutlayanlar, kapali dergi cikaranlar mevcuttur. Bakiniz efendim, inanmazsaniz instagrama, facebooka, snapchate bakiniz. Abilerim ablalarim, bakarsaniz gorursunuz ki tunelin icerisindeki insanlar mutlu, calisiyorlar, kazaniyorlar ve kazandiklari ile guzel guzel yerlerde guzel guzel fotograflar cekiyorlar. Evet efendim, su onumde gormus oldugunuz tunelde sizi de aralarinda gormek icin ellerinden geleni yapiyorlar. Eee ne demisler arkadasin vefalisi yolculugun sefalisi, eheh eheh. Bitmedi! Tunele girmeden once iceride yabancilik cekmemeniz, tuneldekileri sollayip konforlu bir yolculuk surebilmeniz icin dersanelerimizden, okullarimizdan, sinav sistemlerimizden yaralanabilirsiniz. Kivrilmis diplomanizi tunel girisinde gise gorevlilerine gosterdiginiz takdirde, bu gorevlilerin sizleri en uygun koltuga yerlestireceklerinden emin olabilirsiniz. Evet! Uzunlugu bilinmeyen, ici turlu eglence dolu bir tunel ve yaninda butun cocuklugunuzu bu tunele girme adina oraniza buraniza kopya yazma veya sinav sonrasi unutacaginizi bildiginiz halde ayni sayfayi 50 kere okuyup ezberleme firsati verdigimiz okullari da hediye olarak veriyoruz cok degerli vatandaslar. Peki bu kardesiniz, bu yol ugruna hayatini adayacak sizleri iki parca urunle evinize gonderir mi? Hay yasa sen, gondermez tabi. Bakiniz elimde gormus oldugunuz title’lar sizler icin hazirlanmis olup, diploma>giris>koltuklara oturma surecinden sonra hepinize ayri ayri dagitilacaktir. Bu title’larin turlu turlu kullanim amaci olup, en onemlisi yaninizda oturan kisi sizden dusuk bir title’a sahipse ona ordan kalkmasini soyleyebilirsiniz. Ayni amaca hizmet ettiginize inanirsa sizi dinleyecek, biraz da koltugundan tamamen olma korkusu ile cam kenarini size verecektir. Ancak cam kenarini birakan arkadaslarimiza simdiden tavsiyemiz kesinlikle uzululup pes etmemeleridir. Hatta hirs yapip daha cok calismalari, digerlerinin kuyusunu kazmalari, cocuklari ile koridor tarafinda sikici bir yolculuk yerine baska bir cam kenarina oturup kucagindaki bebege “aaa bak ne varmis burdaaa, bak bak bak, hadi sus aglama ama bak koridordaki amca zaten gergin, cakacak agzina simdi bi tane” gibilerinden eglenceli sozler fisildamalari tavsiyemizdir. Camlaramizda isim bas harfi yazmak icin bugu sozu verememekle beraber, daha once orada oturmus ve 40 yil yolculuk yapmis vatandasimizin alnini dayadigi yerdeki yag tabakasi ayni gorevi gormektedir. Evet, hala ikna olmayan kardeslerim! Su elimde sallamakta oldugum “el alem’den gelen mektup” orneklerini incelemeniz icin size birakiyorum, geri toplayacagim, sayisi belli lutfen numune ya da hatira maksadiyla cantaniza atmayiniz. Bu mektuplarda annenizin babanizin iyi bir evlat yetistirmek icin bu tunelde yillarca yolculuk yapmasina karsin sizin, “madem tunel sonunda kasabama gidip maydanoz yetistirecegim, neden simdi girip o yolu cekeyim” demeniz el alem tarafindan acimasizca elestirilmis, tunel disinda kalanlarin geri donmek ve bos koltuk bulmak icin can attigi su devirde sizin bu firsata burun kivirisiniz kabul edilemez bir durum olarak gosterilmistir. Mektuplar yakinlarinizin adresine gonderilmek uzere hazirlanmis, deminden beri satmaya ugrastigim yolculugu kabul etmemeniz takdirde postaya verilecektir. Abilerim ablalarim, bu durum icin sizden ozur diler, bana kizmamaniz icin benim de o tunelde oldugumu, bunlari satarak hayatimi kazandigimi size hatirlatmak isterim. Insan iyi hissetmek icin vaziyetin iyi yanlarina bakar, onlari gormek ister. O nedenle konusmamin basinda asklardan, maceralardan, eglenceden dem vurdum. Vaziyetin kotu yanlarini anlatmak icin ne yeterli kelime dagarcigim ne de zamanim var. Zaten siradisi bir hayatiniz yoksa kendiniz de goreceksiniz iceride ne olup bittigini. Bakiniz, hepsini gormek istiyorsaniz tunele girerken farlarinizi yakiniz.

    • Ooo Fatih gelmiş, hoşgelmiş:) blog içinde blog olmuş sayende, ama güzel de olmuş:)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *