14

HAYDİ GEL SENİNLE HAVADAN SUDAN KONUŞALIM

Okumaya üşenenler için özet: Ne güzelmiş havadan sudan konuşabilmek seninle


İstanbul, tüm o kirli gündeminden fazlasıyla bunaldığımızı fark etmiş olacak ki, usulca seriverdi beyazlığını altımıza. Meğer ne çok ihtiyacımız varmış renklerin en temizine.

Bugün karda yürürken, hiç bir yere koşturmadığımı, sadece adımlarımı sağlam atmakla meşgul olduğumu fark ettim, ve yoldan başka da bir şey düşünemediğimi. Doğa öyle güçlü ki, benim küçük telaşlarımı aldı süpürdü, bir an için aslolan sadece üşememeye ve düşmemeye çalışmak oldu.

Ve tabi ki düzenli yürüyüşlerin sırasında bir yerlerde düştüm. Arkamdan gelen abi, “bir yerinizde bir şey yok değil mi” diye sordu bana, tam da gözlerimin içine baktı galiba; ya da bana öyle geldi. Birbirimizin gözünü oymaya ramak kaldığımız şu günlerde, gözümün içine bakıp kasanın sağlam kalıp kalmadığını merak eden bir insana rastlamak iyi geldi be.

Düşenlere bir el vermeye çalışan insanlar gördüm. Kirpiğine kar düşünce güzelleşen insanlar.

Aynı sokakta oturduğumuz bir çiftle sohbet ettik mesela. “Köpeğiniz de güzelmiş, şu çatıdan kar kimsenin üstüne düşmez değil mi, oldu hadi iyi akşamlar”…Basit, abartısız, bembeyaz bir hasbihal. En son ne zaman kullandım ki hasbihal kelimesini?

İçimde bir şeyler mi eridi ?

Şu birkaç günde bir evim olduğu, sıcak battaniyem olduğu için daha fazla şükrettim mesela. Penceremin önüne yensin diye koyduğum bulgur, bir kuşun kursağına girdiğinde ne kadar mutlu olabildiğimi hatırladım.

Arkadaşlarımın kar fotolarına bastım like’ı , bastım like’ı. Aralarda “kardan adam yapmak, put yapmaktır” gibi abuk gönderilere rastlasam da “ he yavrum he ” deyip ; yolda gördüğüm her kardan adamın yanına gidip selam verdim.

Pencereyi açıp, yarı belime kadar uzanıp eli çenesindeki teyzeler gibi sokağın neşesini izledim. Yokuş aşağı kayan koca koca adamlar, birbirinin elinden sıkıca tutan sevgililer, çocukları ile kardan adam yapan aileler, kar topu oynayan mahalle gençleri.

Normal mevsim şartlarında “Eeehhh ne bu gürültü” diye uzandığımız camlardan, bu kez neşeye ortak olmak için uzanan sokak sakinleriydik sanki.  Yine mevsim şartlarında sinir olabilecek bir şeyler bulmakta hiç de zorlanmadığım yaşlı apartman yöneticisine “ben bakkala gidiyorum, bir şey ister misiniz” diye soruvermiş bulundum. Beyaza büründü ruhum, engel olamadım.

Kim haklı kim güçlü, bağrışmalarının ortasında bir şehrin kulağımıza “ hadi ordan be piyonlar” deyip haddimizi bildirmesi hoşuma gitti ne yalan söyleyeyim.

2017 yılı için çok umutlu olamasam da olabilirmişim gibi hissettiren şu kar hareketini ve zamanlamasını sevdim.

Evet biliyorum, evsizler üşüyenler, yollarda perişan olanlar da var. Yine de bir süre elimde sıcak bir kahve, gözüm beyaz bir ağacın dallarında, imrenilesi bir Instagram postu gibi durmak istiyorum müsadenizle.

Bir de havadan sudan konuşmak . Basitmiş gibi dursa da yaşam kaynağımız olan o iki şeyden gayrısını pek de sallamamak.

Yaa, kar da bu sene ne yağdı arkadaş. Sizin orada havalar nasıl ?

Paylaş

14 Comments

  1. Sonundaaaaaaa….Kalemine saglik….Her zamanki gibi mukemmel…;)

  2. özgecim ne güzel tarif etmişsin duygularımızı , yüreğine ,kalemine sağlık 🙂

    • tesekkur ediyorum:) senin de yuregine , yorum yapan ellerine saglık

  3. Tebdili mekanda ferahlik vardir. Annemin en sevdigi soz demek isterdim, ne yazik ki bunu kendisinden duydugumu hatirlamiyorum. Cekyat ve yastik yuzlerini, hali ve nevresimleri kirlendikleri icin degistirdigini dusunurdum ama televizyonu odanin bir kosesinden diger kosesine tasimasina anlam veremezdim. O karanlik, kis aylarinda soguk oldugu icin bir odasini hic kullanmadigimiz sokak arasindaki evden 25 yil sonra tasindiklarinda anladim annemin aslinda yillarca ferahlik aradigini. Ne kadar sevse de esini cocuklarini, mutfak ve oturma odasi arasinda birbiri ardina gecen gunlerden sonra biraz olsun dinlenecek, nefes almasini saglayacak kisa sureli bir mekan degisikligi, bir tatil, bir seyahat istemez miydi? Isterdi elbet, kim istemez ki. Komsularda yapilan altin gunlerini, bayramlardaki akraba ziyaretlerini saymazsak annemin yasam alani 25 yil degismedi. Bu sure icerisinde ben kac okuldan mezun oldum, kac farkli iste calistim, kac farkli ulkede yasadim… Annem televizyonun yerini kac kere degistirdi, kac kere dusundu acaba sehpanin yeni yeri oyun oynerken kafasini oraya buraya vuran cocuklarina tehlike addedebilir diye, kac kere feragat etti kendi ic huzurundan ve tozunu almakla yetindi sadece esyalarin, kac kere…

    My mother is not somebody that I used to know therefore icerisinde “gectim borandan KARdan” sozleri oldugu icin “yakarim geceleri” dinledim hem yazini okurken, hem bunu yazarken. Defalarca dinlediysem demek ki, bizi zamanin yendigini, sadece anilarimizin kaldigini dusundum bir an, huzunlendim. Yazimi bitirmeden aradim annemi. Haydi dedim bu sefer onunla havadan sudan konusayim. Ses tonundan aslinda mutlu oldugunu ancak kafami sehpaya vurma kaygilarinin zamanla evrilerek yine benimle ilgili farkli kaygilara burundugunu hissettim. Yuzumu daha fazla gormek isteyen bir kadini cekyat yuzuyle basbasa biraktigimi dusunerek biraz duygulandim (agladi). Sonra bu duygusal (sulugoz) karaktere sebep olanin yetistirilme tarzim oldugunu dusunerek sucu biraz da onda aradim (bulamadi). Sonra bunu neden yazdigimi, buraya nerden geldigimi dusundum (hatirladi). Tebdili mekanda ferahlik vardir. Bizim farkli bir mekana olan yolculugumuz degil aslinda sadece kastedilen, ayni mekanda yapilabilecek herhangi bir degisiklik de bize ayni duyguyu tattirabilir. Bob Ross’un her firca darbesiyle bu sefer bitti dedigimiz resim farkli bir gorunum alirdi. Eklenen her yeni agacta, her yeni bulutta, her yeni kusta resim bir onceki halinden daha guzel olurdu. Sordugun icin tesekkurler, burasi her mevsim sari tonlarinda. Belki bir gun orada oldugu gibi “suraya biraz kar ekleyelim” diyen firca darbesini biz de gorebiliriz.

  4. yazılarınız büyük bir zevkle okuyorum,lütfen daha sık yazın:)

  5. Yazılar az geliyor ama Öz Geliyor.Yazıları sıklaştıralım muhterem…

    • çok teşekkürler. bir yolunu bulacağım inşallah bu zamansızlığın da, bakalım:)

  6. İnsanın Doğu Ekspresine atlayıp yol boyunca içindeki bütün kötü düşünceleri temizleyesi geliyor. “Anlamak bir ömür sürer hayat niye kirlenir”
    Ankaradan sevgilerle

    • Ne güzel yazmışsınız. çok teşekkürler, Ankara’ya selamlar:)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *