20

BURADA MI ÖLELİM, EVE PAKET Mİ YAPARSINIZ ?

Okumaya üşenenler için özet: Bazı şarkılar var, dinleyince sesin sahibine “abi burda mı ölelim, eve paket mi yaparsınız” diyesim geliyor benim.

Neden canımız acıdıkça onu yok edecek değil, ona eşlik edecek şarkılar seçeriz?

Hani eskiden, dişimiz sallanıp ete hafiften saldığı acıyla kendini belli ettiğinde dilimizle kurcalamaktan vazgeçemezdik ya…Kurcala dur. Acısı dinene kadar. Acı tükettikçe  azalan, dinen bir şey miydi ki?

Bir halı gibi dövesin gelir ya kendini, maksat üzerindeki tüm tozlar bir havalansın. Bazen olur öyle.

Sanki Yıldız Tilbe’yi tüm kahrı ile yutmuşum ya da benden hiç gidemeyen bir hüzün kovan kuşunun peşine düşmüşüm gibi. Hani bi ağlamaya başlasam hiç duramam diye korkumdan o tek damlayı, gönül adamı misali inatla göz pınarında tutanım bu aralar.

Bir süredir yazmadığım doğrudur. O yazmadığım gecelerde, içimden dışarıya salamadığım söz dizimlerine yanağımı yaslayıp uyuduğumu saymazsak tabi.

Büyük adam olamayanlar kulübünde kaç kişiyiz şimdilik?

Büyüyünce olur sandıklarına hala uzaktan bakan, olanlara da meymenetsiz bir suratla bakakalan?

Müdür olucam ben. Olunca da “aaa bu muymuş lan”

Oysa sosyal medyada herkes ne kadar mutlu. Evet, bir tek sen mutsuzsun.

Ruhunu sosyal mecralarda teşhire soyunan biri için sosyal medyayı eleştirmek hiç haddime olmasa da gördüğüm o ki herkes kariyer de yapmış, çocuk da, mutlu evlilikler de…Evler almış, yine yurt dışına çıkmış, hiç çalışmadan paralar kazanmış, sanatın, entellektüelliğin dibine vurmuş. Ve en fenası ne biliyor musun? Tüm bunları yaparken saçı bile bozulmamış.

Oysa ben işimde harikalar yaratsam evi bok götürüyor

Evim çiçek gibi olsa, saçım bir şeye benzemiyor

Aşka vakit bulsam entellektüelliğe yer kalmıyor

Sonuç hep hüsran hep bir Yıldız Tilbe yakıcılığı

Oysa inadım var; ben şu hayatta hiç bir şey olamasam da sahici olucam.

Sahicilik kaç para ediyor?

Bir Türk gibi başka dillere çevrilemeyen bir inatla sorayım. Hiç mi?

pismanlikOkuduğum cümle kitaplar diyor ki: keşke demeyin. Yaşadıklarımından pişman değilim, hedö hödö

Bence öyle değil

Tüm bu baskıları elinin tersiyle itip “ pişmanım ulan” demek de pekala özgürleştirebilir insanı

Köpek gibi pişmanım. N’apıcan?

Hata yapma özgürlüğünü veriyorum kendime.

Ulan amma da malmışım…Bilememişim…Ağız dolusu bir hayıflanma.

Ha, saçım da bok gibi olmuş bugün, ne var?

Hayat facebook statüsü gibi geçmiyor ki.

Kocasından versansın şikayet eden  arkadaşlarının iki gün sonra kocişine şükür sıralayan paylaşımlarını  gördüğünde şaşırabilirsin. Ya da “bölge müdürümle çok sevişiyoruz, işime tapıyorum” diyenler bir fırsatını bulsalar patronlarını hiç tereddütsüz gömebilirler. Ama bazen olur öyle.

Hem kim kötü anıları biriktirmek ister ki ? Kim saçlarının bile kötü çıktığı fotoğrafları eşe dosta servis etmek ister ki? ( Evet, saç baş önemli)

Yeminler etmeyi geç. Birine bir yamuğun mu oldu?  Geç karşısına ve gözlerinin içine bir kedi yavrusu gibi bakarak şöyle de: “Bilemedim”

Kızamaz. Kızsa da sürdüremez. Sürdürürse de hiçbir zaman senin olmamıştır zaten, yolla gitsin hayatından.

Kendine de şöyle de: “Evet hata yaptım. Ama onun en güzelini bile ben yaptım n’aber !”

Bu kadar özgüvene henüz bin fersah kadar uzak olsam da en azından şunu diyebilirim: Evet bilemedim. Hay Allah. Tüh. Hay aksi şeytan.

Seni sevmek…

Seni sevmek uzun zamandır beklediğim bir otobüsü, beklediğim süreye artık kıyamayıp beklemeye devam etmek gibiydi. “O kadar bekledim, az kaldı dur, şimdi gelir nasılsa” diye inada bindirme hadisesi.

Dur çok emek verdim. Dur eşe dosta ilan ettim. Dur üzerine çok hayal kurdum. Dur ya…O kadar da yanılmış olamam.

Dayak yersin. “Bir seferliktir,   o öyle biri değil normalde” dersin. Patron mobbingin  dibini yapar, “dur o kadar emeğim var burda, hele bir terfimi alayım da öyle itiraz ederim” dersin.

Evet deyip de yanıldıklarım var. Ayak diremediğim için pişman olduklarım var benim. Üstelik tüm o özlü sözlere inat…

Belki senin de altına imza attıkların var. Evlilik cüzdanını göstere göstere poz verdiğin ve sonrasında nereye saklayacağını bilemediğin fotoğraf kareleri var. Bu sefer yırtıyorum deyip olup olmaz işlere gömdüğün paralar, üzerine en soğuğundan içtiğin sular var.

Feci yanıldıkların. “ Yaşamadıklarımdan pişmanım ben bi kere, ha hayt” rahatlığında olamadığın anlar…Göğsünü gere gere sosyal medyada duyuramadığın çirkinliklerin mesela…

Insanlar evlenince yeni eve çıkıp yeni eşyalar alıyorlar ya hani. Bir nevi hayatı temize çeker gibi. Artık hiçbir şey, hiçbir kimse seni üzemeyecekmiş gibi. Hani iki kişi oldun diye hiç bir fırtınaya tek başına boyun eğmeyecekmiş, evindeki o zigon, o şifonyer ve buna benzer tuhaf adlara sahip diğer eşyalar gibi sen de eşe dosta, zamana , eşinle dimdik, yekpare duracakmışssın gibi.

Oysa fırtınalar sadece yalnız kalpler için değil.

Yanılabilirsin. Üzülebilirsin. Tek ya da çift.

Her an vazgeçebilirsin.

Zengin olmayabilirsin.

Genel geçer kaidelere göre mutsuz olabilirsin. Pişman olabilirsin.

Bazen olur öyle.

Bunu kabul edip yaşamak da bir özgürlük sayılmaz mı?

Sen de “büyük adam olamayanlar kulübünün başkanı” olursun, olamaz mı?

Belki de öyle pişman olursun, saçların da o kadar berbat gözükür ki…Parmak ısırtırsın…

Bilemedim

 

Paylaş

20 Comments

    • ben teşekkür ederim, demek ki duygularımda yalnız değilim. bazen bu bile nasıl iyi geliyor insana

  1. Sonunda yazmissin, ne güzel yapmissin. Gozumde yaslar, dudaklarimda gulumseme ayni anda mevcutsa kendimi buldugumdandir. Kaybettigimi onca ay agladiktan sonra kabul eden yeni yollar arayan, hayat baska turlu de yasanir diyen biri olmak kolay olmasa da o yolda olmak güzel. Sevgiyle kal ve yaz olur mu 🙂

    • Çok teşekkür ederim. Bazen yolun nereye vardığı değil de kendisi önemli oluyor sahiden de. Sevgiler benden olsun:)

    • 🙂 koca bir yazıda anlattıklarımın özeti gibi olmuş sanki.gözlerim sizden gelen yorumları arıyor artık alıştı, çok teşekkürler:)

    • bir “keşke” daha tersine çevrilmesi gereken:) çok teşekkürler, yazacağım söz

  2. Seni çok özlemişim.. sondan bir önceki mesajımda aşkın peşinden gittiğimi, bir sonraki mesajımda yanlış yaptığımı yazmıştım.. sondan bir sonrakinde sevdiğin adamın bipolar olduğunu sana söylediğinde yediği yumruğu günlerce kalbinde hissetmiş biri olarak yazıyorum.

    Hayat hepimizle oyun oynayan bir kulup değil mi? Bazen kaybedenler bazen kazananlar oluyoruz.. ben her geçen tecrübede şunu söylüyorum kendime “kaybettim diye sakın üzülme. Kazandım diye yerinme.. ikisi de nerden baktığına bağlı..

    Açma ayarı. Müdürlükten istifa edeli 9 ay oldu, ohhh saçlarım da dağınık, yüzüm de makyafsız, ayaklat topuksuz hayat , ohhhh ne rahatttttt.

    Sevgiler

    • Bu kadar içten bir yazıyı hak edecek n’aptım acaba diye düşündüm okuyunca. N’olur hikayeni paylaşmaya devam et ara ara, senin cesaret de hikayeler de ilham verici…Çok teşekkürler

  3. Ben paket alayım bunaldıkça okuyup ferahlamak için teşekkürler

    • Ben teşekkür ederim, bi dahakine bunaldıkça gülmekten öldüğümüz bir yazı borcum olsun size:)

  4. Teşekkürler, ya hakikaten çok iyi olmuş,daha çok insan okusun diye whatsup durum mesajından linkini verdim. Özetle 8 renkli siyah topu sokarsan kural olarak oyun biter, peki ya tekrar atma şansı verilse, atış yapar mısın? Yoksa hata yapmaktan korkup ben hiç bulaşmayayım berabere mi bitsin dersin?bunlar hep insanın aklını kurcuklayan farklı farklı düşünceler..Kalemine sağlık…

    • Çok teşekkür ederim:) Cevap konusunda gel-git yaşasam da “güzel oyundu, tadında bırakalım” der sıvışırım gibi geliyor daha ziyade

  5. ..sevgili yazar dertliyiz ha!..senin sarı saçlıya onu ne kadar sevdiğimi yazdım..teşekkür etti..kendisiyle paylaştığım için..dün sabah, üzeri çikolata kaplı çifte kavrulmuş lokumla sade kahvelerimizi içtik..çok fazla anlam yüklememeli hayata..sonrasında yaşanan hayal kırıklığı oluyor..bu yazını beğendim ama öncekilere göre alışık olmadığım şekilde..umarım çok üzülmezsin..üzülme!.

    • tamam üzülmeyeceğim çok:) Sen de bir tesekkurden daha fazlasını hak ettiğine inandığında, bir şeyleri azat etmeyi bir düşün derim. Yazının öncekine göre neyi farklı bilemedim; ben de bunu bi düşüneyim:) çok teşekkürler

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *