12

KOŞ KOŞ….KADINLARI ANLAMA KILAVUZU GELDİ

Okumaya üşenenler için özet: Google’a “adam gibi adam” yazınca 958 milyon sonuç çıkıyor. “Hayatta o kadar yoktur” diyebilecek kadınlar tanıyorum. Madem bu kadar çok var onlardan, biz niye yalnızız o zaman? Benim rızkımı kim çaldı:) Arama 0.35 saniye sürüyor. Ayol, biz yıllarca arıyoruz onu; 0.35 saniye nedir yani? Dalga geçer gibi… Tövbeler tövbesi

Kadınlar güçlü olup da gücünü göze sokmayan varlıklar. Ekonomik özgürlük adına çektiler takım elbiseleri, jilet gibi fönleri. İncecik topukların üzerinde dimdik durmanın bir yolunu buldular zaman içinde. Hatta bu o kadar büyük bir motivasyon oldu ki, okullarda daha başarılı oldular. Erkekler nerde olursa çalışırdı, kadınlar ise okumalıydı. Bir adamın eline zinhar bakılmamalıydı.

Kadınların çoğunlukla orta kademe yönetici, erkeklerinse üst kademe yönetici oldukları yani  basbayağı “It’s a man’s world” ortamında, kurallar bu güçlü kadınlardan yana değişecek yavaş yavaş. Mesela banka şube müdürlerinin çoğu kadınken, onları yöneten eril bölge müdürlerinin, genel müdürlerin devri geçecek.

Kadınlar, dişil enerjilerinden vazgeçme , erkek jargonu ile konuşma pahasına, üzerlerinde emanet gibi duran pantolon- ceket takım elbiselerle oyuna dahil olmaya çalışsa da; o oyunun kuralları yeniden yazılacak. Duygusal davranmanın hoş karşılanmadığı iş ortamında, şirketler EQ ile daha fazla tanışacak. Z kuşağını da “höt, otur” ile ofislerde tutamayacağınıza  göre; o sevimsiz plazalara daha fazla kadın eli değecek bir gün. Bu arada daha başarılı olacağım diye yırtınırken, önce hemcinslerini ezen kadın patronları tenzih edeceğim izninizle…Hatta onları o kadar tenzih etmek istiyorum ki, ölseler su vermem o derece.

Bence bir gün kadınlar , erkek gibi davranmadan da var olabilecekler. Dişil enerjinin bir ürünü olan yaratıcılık etrafımızı saracak.

Çünkü o kadınlar, kariyer peşinde koştukları bir sırada, içinden çıkmış bir bebeği, evde elalemin kadınına bırakmanın suçluluğunu duysalar da, patronlarına çaktırmamayı başardılar bir şekilde.

Hatta erkeklerini de o kadar sevdiler ki , “her şeyi yapabilirim ki ben” diye attılar kendilerini ateşe. Tüm haftasonunu, haftaiçi yenecek yemekleri yapıp derin donduruyuca koymakla geçiren arkadaşlarım var benim. “Kocam bana ev işlerinde yardım ediyor” diye sevinenler var, sanki evin işi sadece kendisininmiş de, yardım bir lütufmuş gibi sevinenler. İçlerinde “e ben de ev ekonomisine yardım ediyorum” diye düşünemeyecek kadar çok kazanıp, evi süpürürken bunu aklına dahi getirmeyenler var.

İnce ruhlu, güzel kadınlar onlar, onlara iyi bakmak lazım. Bekara karı boşamak kolay diye bu satırların yazarına çok küfretmemek lazım bir de.

Erkek olmanın zorluklarından biri de budur; eğer olur da bunları anlamakta geç kalırsanız, “burnumdan fitil fitil gelen bu şey de nedir” diye sormamanız lazım.

Gücün kadar konuş

Günümüz kadınları o kadar güçlü ki artık…Bir süre sonra “ben bu adamı n’apiim” diye düşünüyor. Özellikle çocuk yaptıktan sonra boşanan kadınlara bakın. Artık tüm sevgisini verebilecek bir bebeği bulduğunda sormaya başlıyor: “Herşeyi ben kendim yapıyorum zaten. Ne işe yarıyor bu adam?”

Suçlayabilir misiniz onları?

Kusura bakmayın ama elf’lerin dilini çözmeye ramak kalsa da evde ampül değiştiremeyen adamı kim neylesin?

Peki biz bu kadar güçlenmişken o adam n’apsın?

Cevap: Bir tık daha güçlü olmak zorunda.

Kadınların, erkeğin göğsünde uyumayı sevmesi de bundan olabilir mi? Bir tür sığınmacı, korunmayı isteyen bir ruh hali belki de?

Ben çalışırım, para da kazanırım, her şeyi kendim halledebilirim; ama tüm bunları yapamadığımda da sen orda ol, beni kolla,  güven ver ve sev demek çok mu anti-feministçe bir yaklaşım?

Üstelik güç dediğimiz şey her zaman parayla pulla da alakalı değil. Bir şeyi kendisinden daha iyi yaptığını görmek ister kadınlar. Hayranlığı sever. Tamirattan da sen anlayıver ben hiç karışmayayım demek gibi. Yapamayacağından değil yoksa. Güveni hissettiren bir gücü olsun ister erkeğinin. Vazgeçmenin gücü de olur. Benim için nelerden vazgeçebilecek kadar güçlüsün mesela ? Annene karşı beni savunur musun? Haftasonu maçlarını daha az izlesen, buna rağmen benimle mutlu olur musun?

Erkekler pozitif kızları, kadınlar güçlü adamları sever. Üzgünüm ama bence böyle. Güç sadece maddi statü ile ilgili değil demiştim. Yakışıklı olmakla da alakalı değil…Sevdiğin kadının neden güçlü olmak zorunda olduğunu anlayacaksın önce. Onun gücünü, güçsüzlüğünü bilecek ve boşlukları dolduracaksın gücün yettiğince.

Kadınları anlamak

Kadın dediğin şöyle böyle olmalı diyenler, adam gibi adam tanımının üzerinde de düşünmeli belki de.

Kadınları anlamak zor diye birşey uydurmuşlar. O kadar kolay ki aslında. Bir kadını anlamak için, dışındaki sert kabuğu da, içindeki küçük kızı da, doğasındaki ilkel hayvanı da seveceksin.

Bence bu kadar basit. İşte o zaman “adam gibi adam” olacaksın onların gözünde…Google’da çıkan 958 milyon sonuçtan biri olacaksın, bir kadının herşeyi olacaksın…Daha da önemlisi, mutlu olacaksın be adam.

 

 

 

Paylaş

12 Comments

  1. Yine nasil guzel dile getirmişsin ortak duygularimizi. Her yazdiğin yazi da kendimi buluyorum resmen. Sevgiler

    • çok teşekkür ediyorum, esirgemediğiniz bu harika yorum için:))

  2. Merhaba şeyyy hımmm ne desem bilemedim şeyleri ayrı yazınca anlar mıydım diye düşündüm ama ne bileyim her zaman olduğu gibi bir mazeret hasıl oldu sanırım ve engel oldu yine anlamaya!

    • :))) olmaz olmaz..siz anlamayacaksınız da kim anlayacak…teşekkürler, sevgiler

  3. Oh be Özge, nasıl güzel yazmışsın. Kalemine sağlık. Paylaşmayı çok istedim okumasını istediğim kişiyle. Ben gönderirsen ağır olur, denk gelirse güzel olur diyeyim. Sevgiler kocaman.

    • çok teşekkür ederim. bir fikrim var; ben blogumun tanıtımını falan yapıyormuş gibi bir e-mail mı atsam o arkadaşa:)

      • Bak güzel fikir bu 🙂 ama bu yorumları silmek lazım buradan. İfşa etmiş olurum kendimi diğer türlü.
        Bu arada iyi ki döndün. çok seviyorum ve paylaşıyorum yazılarını.
        Sevgiler kocaman.

        • Tekrar teşekkür ediyorum o zaman..Teklif sınırsız süre ile geçerli, haber edersin bir şey lazım olursa:)

  4. Gözyaslarima hakim olamadim okurken. Arada kalmak, disil enerjiyi inkar etmek, dengeyi bozup eril enerjiye sarilmak ne zor kadinlar icin. Ama umut var bende inaniyorum. ☺️ Ne guzel ifade etmissin Özge. Sonsuz tesekkurler 😊🙏 Sevgiler

    • Çok teşekkür ediyorum. Umut kalsın, göz yaşı gitsin ama…Sonra çok gamlı yazıyorsun diye kızanlar çıkıyor:))

  5. doğanın bazı kuralları var kadının ve erkeğin davranışlarını belirleyen. Kadının doğası her yerde kadın olarak kalmak, toplumda ,iş hayatında, sosyal hayatta her yerde. Ağır bir yükü kaldırması teklif edildiğinde ben kaldıramam benim kaba gücüm yetmeyebilir ben kadınım diyebilmeli, ama ağır bu yükü de bir erkeğe rica edip kaldırabilecek kadar da kadın olabilmeli. Bu kadını küçülten bir şey değil. Eğer kadınlar tüm yükleri kaldırmaya talip olarak eşit olacaklarını düşünürlerse yanılırlar, kadın , önce kadın olarak kalmalı sonra öğretmen olmalı doktor olmalı işçi olmalı,arkadaş , eş olmalı her şey olmalı, misal önce öğretmenim ,sonra kadım filan dememeli, sen kadın olarak güzelsin ve varsın,

    • çok teşekkür ediyorum yorum için. Bence cinsiyet kategorisinden de önce insan olmak lazım…İyi insan olmak lazım hatta. İyi de kime göre iyi o da tartışılır elbette, ama asgari müşterekte diyelim:) teşekkürler, sevgiler

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.