6

GEÇİP GİDEN UUU,, ZAMANLARA UUU HUU

Okumaya üşenenler için özet: Eski zamanlarını daha bi’ mutlulukla hatırlayanlara, lise zamanlarını sivilceli değil de balo kralı / kraliçesi olarak geçirmişçesine hisseden tüm melankoliklere gelsin. Allah bugünümüzü aratmasın, amin.

Bazen bazı şarkılar aslında anlatmak istediğin her şeyi anlatır gibi gelir ya hani…Yüzyüzeyken Konuşuruz’un “Ne fark eder” şarkısına denk geldiğimde hissettiğim şey tam olarak buydu. (Bu arada gereksiz bir parentez olacak ama, “ne saçma grup isimleri türedi be” dediğim gruplar listesinden, “ama adamlar güzel şarkı sözü yazıyorlar be” listesine terfi ettirdim kendilerini. Tanıyan bilen varsa, bu müjdeli haberi kendileri ile paylaşabilir.) Nerde kalmıştım, hıh ne güzel dinliyordum usul usul. Hatta bi’ gaza geldim, yazasım geldi, tam vuruyorum klavyenin dibine, sevgili YouTube sıradaki şarkıyı Mirkelam’dan “Hatıralar” olarak seçti benim için…O yüzden de bu yazının başlığı “geçip giden zamanlara uuu” oldu, yazının da ekseni kaydı haliyle. Aman ben kaymışım, yazı nasıl kaymasın yahu deyip ordan devam edeceğim izninizle…

Geçip giden zamanlarımı düşündüm. Çok sahane geldi bir an gözüme. Eski fotoğraflarıma baktığımda hissettiğim şey de hep aynı: “Ay ne güzelmişim.” Ama o zamanları yaşarken kendimi acayip mutlu hissettiğimi, “baya güzelim ben” diye dolandığımı hatırlamıyorum. Öyle olsaydı hatırlardım herhalde di mi? Lise yıllarımı misal öyle bir hatırlıyorum ki sanırsın Amerika’da bir kolejde okumuş, okulun en popüler kızı olmakla yetinmemiş, yıl sonu balosunun da kraliçesi olmuşum; haftasonlarımı amigoluk yaparak geçirmiş, okulun en yakışıklı sporcu çocuğunu kapmış, sevgili ailemle bahçeli büyük bir evde yaşamış, Robin Williams gibi şahane öğretmenlere denk gelmişim.

Halbuki benim de bir çoğumuz gibi suratımı sivilceler basmıştı. Okuldaki erkek arkadaşlarımın yaptığı en güzide spor, burunları ile blok flüt çalmaktı. Hatta bu sportmenliklerini bir üst lige taşıyıp sınıfta osuruk bombası falan patlattıkları olurdu arada. En önemli derdimiz yıl sonu balosuna kiminle gideceğimiz değil, ÖSS ve ÖYS ‘den kaç puan alacağımızdı. Evet, bir balomuz oldu ama tüm sınıf arkadaşlarımız hep beraber gittik, güzelce de eğlendik. Kimse kimseyi davet etmedi, ya da etti de bana demediler…Layn? Neyse…

Öğretmenlerimize gelince, öyle çok ilham vericilere denk gelmemişiz bence. Kategoriler şu minvaldeydi daha ziyade: dersi kaynatmamıza izin verenler ve vermeyenler, uykumuzu getirenler ve getirmeyenler, sinirli olanlar ve olmayanlar, dersi iyi anlatanlar ve anlatamayanlar…Ufkumuzu açtı açmadı derdinden bi’ haber olduğumuzdan mıdır nedir, hepsini de severdik. Ama az ama çok. Saygıda asla kusur etmezdik. Şimdi o günlere bakınca öyle özlemle hatırlıyorum ki her kareyi…Halbuki gitsem o zaman bulsam o Özge’yi, şikayet edecek zilyon tane şey bulur bana…

Olacak o kadar programını bile ne çok özledim oysa…

Yine de iyi tarafından bakayım, burnuyla blok flüt arkadaşlarım dahil, lise arkadaşlarımla olan bir whatsapp grubumuz var şu anda. Küçük bir sahil şehrinde yedi yıl okumuşuz beraber, az mı? Grubun içinde o zamanlar çok samimi olmadıklarım da var elbette, ama şimdi yolda görsem sarılırım. Zaten nedense, o grupta hepimiz hala 15 yaşındayız. Neredeyse hepsi çoluk çocuğa karıştı, ama ergenliğimiz bir whatsapp gurubundan ara ara selamlıyor hepimizi…Grup Gündoğarken’in eski ve yeni fotograflarını paylaşıp, “gün batarken olmuş bunlar” espirisi yapıyor birisi… Çok gülüyoruz. Biz yaşlanmadık ki, onlar yaşlandı…Aaa, ne zaman ?

Velhasıl kelam, geçen zamanlar bu kadar güzelse; şu anda kötüymüş gibi gelen zamanın da gelecekte güzel olma ihtimali baki sanırım, değil mi? Bu kadar içinden bakınca öyle gelmese de, ihtimaller dahilinde…Bu konuyla ilgili, psikolog Yankı Yazgan’ın TEDX konuşmasına denk geldim geçende. Gökgürültüsü ve şimşeğin farklı zamanlarda hissedilmesine benzer bir şekilde, mutluluğun da beynimizde asenkronize çalıştığından bahsetti. Beynimiz, doğası gereği öfke, korku gibi duyguları hemen algılıyormuş da mutlulukta gecikme oluyormuş. Çünkü olumsuz duygular bizi tehlikeye karşı korumak, hayatta tutmak için bir uyarı niteliğindeymiş. Kendisi kadar bilimsel anlatamadım ama idare edin; idare edemeyenler içinse  bkz: YouTube araması.

Aslında sevgili beynimizin bize yaptığı bu nahoş davranışın, benim az önce yaptığım gibi taa lise zamanlarımdaki mutluluğun şimdi daha çok farkında varmamı %100 açıkladığından emin değilim. Senkronizasyon olmayabilir tamam da, 3 saniye olur, hadi bilemedin 5 saniye olur…10-20 yıl falan biraz haksızlık. Ama teori yine de bana iyi geldi. Ben melankolik değilim, beynim asenkronize çalışıyor tatlım. Yani aslında ben şu anda da çok mutluyum ama henüz farkında değilim. 20 sene sonra falan anlayacağım.

O yüzden sevgili Mirkelam’cım, geçip giden zamanlara değil, sana “uuuu”…Ben şu an hatıralar şarkısını falan dinleyemem, sonradan güzel hatırlayacağım hatıraları yaratmakla meşgul olacağım.

Kamu Spotu1: Nasıl yalan, nasıl yalan…Ne hatıra yaratması, bu saatte anca yatıp uyuyacağım. Hem hatıra dediğin öyle hatıra olsun diye yaşanmıyor ki…Yaşıyorsun, geçince hatıra oluyor. Güzel mi yaşıyorsun yoksa sadece yaşıyor musun, soru bu…Ardından şarkısı yapılır mı, yapılsa dinleyen olur mu 🙂

 

Paylaş

6 Comments

    • Adam nasıl oyuncuysa artık, o ölünce oynadığı tüm güzel adamlar öldü sanki…teşekkürler:)

  1. Her şarkının bir anısı vardır bende, parfüm kokusunun bir insanı, bir anı hatırlatması gibi her şarkı birini, bir anı ya da bir olayı hatırlatır bana. “Ne farkeder?” en sevdiğim şarkılardan; bu aralar sürekli Rehber “Ruh” dinliyorum, tavsiye ederim. “Talebim değil hanlar hamamlar, gömme saraylar…
    Sahibi olduğum her şey: rüyalar.
    Herkesin doyduğu bi çıkma ekmek.
    Senin de öyle… “

    • Tabi ki cevap yazmadan önce 2 kez dinledim tavsiye ettiğin şarkıyı, çok teşekkür ederim:) Bazı şarkıları ilk dinleyişte pek anlamayız hani, hakkını verememişiz gibi olur…Sanki bu şarkı da onlardan biri. İkinci yudumda daha lezzetli…sevgiler

  2. “Ömrümüz zaman içinde geriye doğru uzar.” demişti bir hocam. Öyle galiba sahiden. Geçmişse doğru uzuyor, anlam buluyor pek çok şey. Vakit geçtikçe daha mutluymuşuz, daha iyiymişiz, daha ^bişey^mişiz gibi geliyor… Hayat çok acayip:)

    • Ne guzel demis hocan sahiden;) cok tesekkurler paylasim icin…gayet bazen harbiden acayip…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.