26

EZGİ’NİN VE HARCANAN AŞKLARIN ÖYKÜSÜ

Okumaya üşenenler için özet: Bu hayatta hepimiz harcanabiliriz, hepimiz birini harcayabiliriz.  Harcanan aşkları konuşacaksak, blog yazısı haddini aşar, öykü olur.  Öykü sevenlerdenseniz , sonuna kadar okusanız, ne güzel olur:)


Gözleri yine cam gibi, ağladı ağlayacak.

“Yeter ki ıslak ıslak bakma diye adına şarkı yazılan kadın bile öldü biliyor musun?” diye bağırmak istiyorum kendisine. Sonra da omuz başlarını ellerimle tutup, kafasının yerine geldiğine emin olana kadar ileri geri hızla sallamak.

Birkaç gündür himayemde ama henüz kursağına lokma girmesini, doğru düzgün uykuya dalmasını sağlayabilmiş değilim.

Dostluk böyle günler içindir kapsamında henüz tek yapabildiğim, tekrar tekrar anlattıklarını dinlemek,  yemesi, uyuması, duş alması için dürtmek ve geri çevrildiğimde sabrımı korumaktan ibaret. Gülmesi için yaptığım şakalar, ağzımdan çıkarken kulağa fena gelmese de, onun yüzünde acıma hissine benzer bir ızdırap gibi kendini gösteriyor. Sahnede elini ayağını nereye koyacağını şaşırmış beceriksiz, komik olamayan komedyenler gibi hissediyorum kendimi. devamı gelsin

Paylaş
6

İLK AŞK

Yaş 17. Bir gece kumsalda başbaşa otururken “Üşüyor musun? “ diye sormuştun.

“Üşümüyorum” demiştim. Zaten üşüsem de söyleyemezdim. Çünkü çok küçüktüm ve çok aşık ve çok acemi.

Sense kocaman cüsseli,sıcacık kalpliydin ve “Üşümezsin tabi,yanında rüzgarını kesen biri olunca” deyip gülmüştün.

Ben de gülmüştüm.

Gerçi ne desen gülerdim, dedim ya çok acemiydim ve çok küçük ve çok aşık…

Sene 2014 …Şimdi ne aşığım ne küçük ne de acemi…“Rüzgar kesen” tabiri senden kaldı, sanırım bu sebeple ufak tefek adamları pek sevemedim.

Senden sonra ne rüzgarlar doldu içime, ne sen bunu bildin; ne de ben soranlara ” evet üşüyorum” diyebildim…

Paylaş
11

MENDİL TAŞIYAN ERKEKLER

Okumaya üşenenler için özet: Olur da ağlayan bir kadına rastlarsa diye ceplerinde kumaş mendil taşıyan erkeklere ben ve neslim kadınlar yetişemedik. Ninelerin bayramda verdiği ütülü mendiller dönemine yetişebildik ucundan kıyısından, onun da ömrü uzun olmadı. Bu yazı, o adamlara n’oldu, o kadınlara n’olduya cevap aradığımız , lakin bulamadığımız bir yazıdır.

Bir konser öncesinde kapının önünde arkadaşımı bekliyorum.Karşıdan üniversite öğrencisi olduklarını tahmin ettiğim genç bir kadın ile genç bir erkek geliyor. Hararetli bir şey tartışıyorlar. Daha yakınıma geldiklerinde merakla beklenirken yeni vizyona girmiş bir filmden bahsettiklerini duyuyorum.

devamı gelsin

Paylaş
2

MEVZU AŞK İSE…

Okumaya üşenenler için özet: Modern zamanın modern aşkları diye tabir etsek de halimizi;  modern olmayan, geleneksel aşklara özenen bir yer vardır belki de içimizde, olamaz mı? “Peki ya mevzu aşk ise tarihsel gelişimin bir değeri var mı, o değer bize de yarar mı? ” sorularının cevabı belki de bu yazıdadır, olamaz mı?

Ayrılırken sarılıyoruz, hani hiç bitmese dediğiniz türden bir sarılma, rahatlatan, uzun uzun, sıcacık. Her “bitmesin” dediğimiz şey gibi bitiyor tabi ki o sarılma da. Kollarımız çözülmeye başladığında başımı göğsünden kaldırıp yüzüne bakıyorum kaçamak bir şekilde. Bu adamda “gitme kal” diyecek surat yok. Filmlerdeki gibi, tam uçağım kalkmak üzereyken turnikelerden aşıp gelecek, güvenlik görevlilerini peşinden koşturacak tip de yok. devamı gelsin

Paylaş
4

ARAMAKTAN YORULAN KADINLAR

Okumaya üşenenler için özet: Yorulanlar sadece evliler değil, ya da boşanmışlar. Sürekli aramak da yorar bir kadını, onlarca ilişkinin kahramanı olmak da…

Rakı masasındayız. 3 genç kadın. Kendimiz olmaya en yakın o zamanda. Bir kadeh daha az içsek hala kontrollü, bir kadeh daha fazla içsek baş belası  olabilirdik ama biz tam kıvamındayız.  devamı gelsin

Paylaş