5

DİŞE DOKUNAMAYANLAR

Okumaya üşenenler için özet: Plazaların kendi dili var, kimin derdini anlattığını içindeyken dahi çözemediğiniz. Yerin kulağı, plazaların dili, yazarın ise plazalarla derdi var.

Bir tutam vice presidentlar, bir tutam da senior vice presidentler olarak adımıza yakışır büyüklükteki toplantı odasındayız yine. Ölücez lan executive’likten o derece. Ölüyoruz da zaten. Ama henüz farkında değiliz. devamı gelsin

Paylaş
7

PLAZADAN AT BENİ, İN AŞAĞI TUT BENİ

Hayatımda en korktuğum şeydir, ömrünün sonuna doğru elinde kakalak bir hikaye ile kalakalmak

Bir gün kendi hikayemi o kadar da sevmediğimi fark ettim. Aslında hepsi bir günde olmadı. Ne de olsa sebat etmenin mutluluk getireceğine inanan kuşaktandım, haliyle önce kendi mutsuzluklarımı reddettim. Ama sonunda o kadar uzun sürdü ki bu reddedişlerim, galiba en sonunda kendimi reddetmeyi de reddettim.  devamı gelsin

Paylaş
15

KÜÇÜK DENİZDE BÜYÜK BALIK

Okumaya üşenenler için özet: Yazar, bu yazısında küçük denizde büyük balık mı olmalı yoksa büyük denizde küçük balık mı sorusunun cevabını arıyor. Arıyor da bulamıyor.

Deli gibi yağmur yağıyor. Ve her yağmur ya da kar yağdığında tüm beyaz yakalıların hayalini kurduğu gibi sıcak evin geniş penceresinin önündeyim. Parmaklarımı ısıtan kahve kupasını iki avucumla birden kavramışım, dumanı tütüyor kahvenin. Kokusu davetkâr. Sıcak ve salaş hırkamın kollarını parmaklarıma gelecek kadar çekmişim, alnımı camlara yaslıyor ve yağmurun usul usul yağışını izliyorum evde olduğuma şükrederek. devamı gelsin

Paylaş